DEĞİŞİMİN HİKÂYESİ
Halil YILMAZ
"Türk'üm
diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü Gazianteplileri kahramanlık
misali olarak alabilirler."
Mustafa
Kemal ATATÜRK
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi
Osmanlı İmparatorluğu'nun ölüm fermanıydı. İtilaf Devletleri paylaştıkları
topraklara sahip olmak amacıyla hızla harekete geçtiler; Fransızlar
Antep ve çevresini işgal etti. İşgale katılan Fransız askerleri arasında
bölgeden daha önce göç etmiş Ermeniler de bulunuyordu.
Ancak
Antep Halkı, dışarıdan hiçbir yardım alamadan mücadele etti. Gaziantep
Savunması son günlerini yaşarken, bunun olağanüstü anlam ve önemini takdir eden
Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyada başka hiçbir şehre nasip olmayan
"GAZİ"lik unvanını bu şehre verdi.
Londra'da Türk ve Fransız
delegasyonunun Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda
anlaşmaya varmaları üzerine Ankara Antlaşması son şeklini almış ve 25 Aralık
1921'de son Fransız askeri Gaziantep'i terk ederken kahraman Türk ordusu halkın
coşkun sevinç gösterileri içinde Gaziantep'e girmiştir.
Kurtuluş Savaşında İtilaf
Devletlerinin Ankara Hükümetini muhatap almasında katkısı olan Gaziantep Halkı,
tarihin her döneminde bir “var oluş savaşı” vermiş ve Gaziantep'i her zaman bir
adım daha ileriye götürmüştür. Nitekim günümüzdeki ekonomik krize rağmen Gaziantep,
sanayisi ile ciddi bir yara almamıştır.
Peki, niçin ve nasıl?
Yakın geçmişte imajı
“kaçakçılık” olan bir şehir, günümüzde “sanayi” ile özdeş hale nasıl gelmiştir?
Bugün Gaziantep ve Gaziantep Sanayisi ile övünebiliyorsak, Ülkemizin ilk
1000’inde 31 şirketi varsa, bunun bir vizyonu, stratejisi ve uygulama öyküleri
mutlaka olmalıdır.
Umarım Büyükşehir Belediyesi,
Sanayi ve Ticaret Odaları ile üniversiteler bu konuda eserler ortaya koyabilir.
Kurtuluş Günümüz kutlu olsun.