° FAVORINE EKLE ° ° ANA SAYFAM YAP °
 
Gaziantep Emniyet Müdürlüğü
Sayfabaşı
Kolluk Görevleri Açısından TCK-CMK Semineri

05-06 Mayıs 2007 tarihleri arasında Bahçeşehir Üniversitesi ve Şükrü Balcı PMYO’nun birlikte düzenlediği “ Kolluk Görevleri Açısından TCK-CMK Semineri ”nde İl Emniyet Müdürümüz Sn. Halil YILMAZ’ın yaptığı konuşma metni ;

 

Polisin yapmış olduğu bir görevi engellemeye çalışan üçüncü şahısların müdahaleleri, alkol muayenesi yapılmasını istemeyen bir hanımefendinin direnmeleri, görevini yapmaya çalışan polise saldırılar var. Uygulamadaki arkadaşlarım, hepimiz bu olayların içinden geliyoruz. Uygulamada olmayanlar da görüntüleri hemen her gün televizyonda görüyor. Bu niçin böyle? Ben biraz konu üzerinde durmak istiyorum.

Şu  anda yanımda bulunan Dünya Bankasının 1997 Dünya Kalkınma Raporundan alınan bir çizelge. Burada, devletin fonksiyonları minimum işlemlerden orta düzey ve etkin işlevlere varana kadar soldan sağa artarak veriliyor. Dikkat ederseniz, bunların içerisinde özellikle okla göstermiş olduğum işlem bizi doğrudan ilgilendiren “savunma, kanun ve ceza” hususu. Bu, esasen İngilizce’de basic (beyzik) olarak adlandırılan, Türkçe’de de minimum, asgariden yapılması gereken fonksiyonları ifade ediyor.

Hiçbir şey yapamasa bile bir devlet temelde en azından kanun ve nizam hâkimiyetini sağlamak zorundadır. Bunun ötesinde yapılacak diğer işler, eğer bu yapılmış ve bitirilmiş ise yerine getirilecek, ikame edecek işler olarak saptanmıştır. Bunlar “servetin yeniden dağıtılması” gibi konulardır ve ekstra işlevler olarak karşımıza çıkıyor.

Peki, böyle bir konuda T.C kanunlarında nasıl bir sistematik oluşturulmuş ben bunu sizlere sunmaya çalışacağım.

PVSK’nın 19. maddesinde polise yakalama görevi ve yetkisi verilmiş. 17. maddede gösterilen hallerde de polisin işlem yapma yetkisi tanınmıştır. Polisin zor kullanma ve silah kullanma yetkisi de var. Bunları hepimiz bildiğimiz için bunlar üzerine durmak istemiyorum. Polisin yazılı emir isteyebileceği haller ile amiri tarafından görevlendirilmesi durumunda mutlak yerine getirilmesi gereken görevler ayrıca düzenlenmiş. Bunlar tabiî ki önemi nedeniyle sözlü emrin yeterli olduğu hallerdir.

Burada yine PVSK’yı  tamamlar vaziyette, CMK’da; adli kolluk tarafından alınacak tedbirlere uyulmaması durumunda zor kullanma yetkisi verildiğini de görüyoruz. Yine TCK’da, bir kamu görevlisi olması nedeniyle özellikle polise yapılabilecek hakaret, bir başka maddede de polisin görevini yapması için direnilmesi konularında cezalar düzenlenmiştir. Bir başka maddede de devletin egemenlik haklarına ve devlet organlarına karşı suçlar kapsamında, içinde Emniyet Teşkilatımızın da bulunduğu bir dizi devlet organlarına karşı hakaret durumunda verilecek cezalar sayılmıştır.

Bu yasal düzenlemeleri hatırlattıktan sonra esas üzerinde durmak istediğim şey şu:

Saygıdeğer dinleyiciler, şimdi biz kanun uygulayacağız. Polis Teşkilatı ve polislik mesleğini ifa eden kamu görevlileri olarak gerek PVSK, gerek CMK  ve gerekse TCK’ya bakıldığında, Dünya Bankasının 1997 Dünya Kalkınma Raporunda ortaya konulan, devlet olmanın gereklerini yerine getirecek unsurlarının değişik yasalarda ortaya konulduğunu, düzenlendiğini görüyoruz.

Ama yine biraz önce izleyemediğimiz, birinci slayttaki, polisin görevini engellemeye çalışan üçüncü şahısların müdahaleleri, alkol muayenesi yapılmasını istemeyenlerin direnmeleri, görevini yapmaya çalışan polise saldırı gibi olayları  her gün yaşıyoruz ve seyrediyoruz. Esas üzerinde durulması gereken konu bu diye düşünüyorum.

Bu konuda uygulayıcı olarak birkaç konu üzerinde durmam gerekiyor. Bunlardan birincisi: Polisler kanun uygulayıcıdır. Bizim yapmış olduğumuz işin ne olduğunu, fonksiyonumuzun ne olduğunu iyi bilmemiz ve bu fonksiyona uygun görev ifa etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Yani ben, bir yere nöbete dikildiğinde orada duran, verilen görevin ne olduğu konusunda hassasiyet göstermeyen birisi değilim. Polislik devletle bizzat yakından ilgili bir meslektir. Biz kanun uygulayıcıyız. Eğer biz görevimizin ne olduğunu bilmiyor, buna uygun bir  icra sergilemiyor isek devlet zarar görür. Yani devletin esas fonksiyonu olan kanun ve nizam emniyetinden bahsediliyor değil mi?. Benim anlayışıma göre ve özellikle anladığım şey, anayasamızdaki esas önemli olan şeyin hak ve özgürlükler olduğunu görüyoruz. Bizim hukuk sistemimizde hak ve özgürlükler esastır. Devletin yetkileri ise istisnadır. Özgürlüklerin sıralandığı anayasa bölümünde belirtilen öncelikle yaşam hakkı, vücut bütünlüğü, konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, seyahat hürriyeti gibi konular temel haklardır. Devlet ve devletin organları, ancak yasalarda ortaya çıkarılan şartlar gerçekleştiği zaman bu özgürlükler üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir ve bu tasarruflar son derece geçici bir süre ile uygulanır ve tekrar normale dönülür. Özgürlükler devam ediyor, özgürlüklerimiz kısa bir süre için, yasada belirtilen haller ortaya çıkmış iken kısıtlanabilir. Bu halde polis olarak bizim esas görevimiz özgürlüklere sahip çıkmaktır, özgürlükleri korumaktır. Peki polisin yetkilerinin her birisi birer özgürlüğe müdahale değil mi? Evet müdahale. Ancak yetkileri kullanabilmesi için yasada düzenlenen şartların oluşması gerekiyor, ve müdahaleler de ancak  kısa bir sürede yerine getirilip tekrar normale dönülmesi gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında, polislik mesleğini güvenlikle özgürlük arasında bir denge mesleği olarak görmemiz lazım. Yani bizim yapmış olduğumuz görev ve kullandığımız yetkiler ikisi arasındaki dengeyi sağlamak. Biz ne hiçbir şeye karışmaz bir şekilde anarşik bir ortama neden olacağız ne de her şeye karışarak zulme neden olacağız. Bu ikisi arasındaki riski yönetiyoruz.

Şimdi şu anda elimde bulunan dosyanın içinde belki 20 değişik konuda evrak var. Ne yazık ki uygulamada pek çok kötü uygulama örmekleri var.

Polisin zor kullanma yetkisi var ama polisin tokat atma yetkisi yok. Zor kullanmakla tokat atmak ayrı şeyler. İkisini birbirine karıştırdığımız zaman biz kanun ve nizam hakimiyetine zarar vermiş oluruz. Bizim açımızdan yapılabilecek yanlış bir davranış bu.

Peki polise mukavemet olduğunda? Az önce TCK’da bazı maddeleri ortaya koyduk. Örneğin en çok konuşulan maddelerden bir tanesi olan 301. maddenin 2. fıkrasında Emniyet Teşkilatına karşı alenen hakaret var. Peki bu durumda ne oluyor? Örnek: şöyle söyleniyor, “ulan polisler, hepiniz şerefsizsiniz” Böyle bir olayda polise verilen talimat “ifadesini alın, salıverin, evrakını da gönderin.” Peki, burada hocalarıma sormak istiyorum. Polise karşı yapılan bu hakaret olayında eğer şahıs ifadesini polise verir ve talimat gereği buradan salıverilir, çeker giderse burada bir kanun ve nizam hakimiyetinden bahsedebilir miyiz? Evet, burada gözaltının en kısa sürede gerçekleşmesi gerekir. Ancak bu kişiyi salıveren kişi biz olmayalım, ifadesini de biz almayalım, biz bu şahsı çıkartalım savcılığa, savcılık ifadesini alsın ve bu kişi gerekiyorsa serbest kalsın.

Bunun gibi pek çok örnekler var.

Benim hem Polis Teşkilatı açısından hem de kanun uygulama görevleri ve sorumluluğuna sahip olmam açısından altını çizmek istediğim bir husus var. Bakın burada neler söylenmiş. Ekstra işlemlerden bahsederek temel işleme geri dönmek istiyorum. Burada servetin yeniden dağıtımı gibi ekonomik konularda yapılan pek çok reform arasında bunlar var, endüstriyel konular var. Mesela tütün yasasına ilişkin yeni düzenlemeler, sosyal sigorta var. İşsizlik sigortası, bilgilenme, hataları eksikleri giderme, tekelin düzenlenmesi, çevre faktörleri ile ilgili düzenleme, yoksulların korunması gibi şeyler.

Adaletin iyileştirilmesi, kamu sağlığı, savunma, kanun ve nizam açısından bu çizelgede en temelden bakarak gittiğimizde, o temelden bir tanesini atlar ve bir üst konuda hassasiyet gösterirsek, geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da yaşanan, Şişlide, başka yerlerde yapılan bina çöküntüleri gibi olur. Nasıl İstanbul’da depreme dayanıksız binalar teker teker yıkılmaya başladıysa, bakın depreme dayanıksız bir binanın içerisinde isterseniz mutfağını son derce konforlu yapın, banyosuna jakuzi koyun, yıkılmaktan ve enkaz altında kalmaktan kurtaramazsınız. O halde sistemin kurulmasında ve o sistemin işletilmesinde bizlere de düşen, buradaki hassasiyete uygun bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Yani kanun ve nizam hakimiyeti olmadığı bir yerde istediğiniz kadar adaleti iyileştirmeye çalışın, polisin faaliyetlerinde ve Polis Teşkilatının sorunlarının çözümlenmesinde bir iyileştirme yapılmadı ise adalet sisteminde yapılan iyileştirmeler bir yere varamayacaktır.

 




13 Puan Aldı ve 366 Defa Okundu

Halil YILMAZ
Halil Yılmaz
Makale Arşivi